YT Neo - шаблон joomla Книги

Ergen Çocuk (10-18 Yaş) Sorunları

ERGENLİK DÖNEMİ (10-18 Yaş) SORUNLARI

ERGENLİK DÖNEMİ SİVİLCELERİ:

Sivilceler veya tıbbi adı ile akneler ergenlik döneminde sık rastlanılan sorunlardan biridir. Yaşıtları tarafından beğenilme arzusu içinde ergenlerde aknelerin oluşumu kişisel güven kaybına yol açmaktadır. Akneler kızlarda daha çok görülür. Ergenlik sivilcesi (akne) gelişiminde ailesel yatkınlık söz konusudur, ailesinde şiddetli aknesi olan gençlerde daha sık gözlenir. Besin maddeleri içindeki yağlı gıda ve çikolatanın, kuruyemişin akneyi arttırdığı söylenirse de kesin kanıt yoktur. Akneyi arttıran en önemli faktör strestir. Stres kortizon salgılanmasını arttırır. Kızlarda adet öncesinde akneler artmaktadır. En sık yüzde(yanak, burun, alın ve çenede ) ve sırasıyla sırt, göğüs ve omuzlarda görülür. 20 yaşından sonra kendiliğinden geçme eğilimi vardır. Daha çok yağlı ciltli ergenlerde görülür. Akneleri sıkarak temizlemek önerilmez çünkü ciltte iz kalır. Yüzü yıkamak, deri üzerindeki yağ miktarını azaltır. Akneyi azaltmak için yüz kuruluğa yol açmayacak şekilde kremli sabunlar veya nötral pH temizleyiciler ile günde 2-3 kez yıkamalıdır.

ERKEKLERDE MEME BÜYÜMESİ:

10-16 yaş arasındaki erkek çocukların %40’ından fazlasında geçici meme büyümesi olmaktadır. Ergenlik dönemindeki erkek çocuklarda görülen meme büyümesinin nedeni belli değildir. Bu çocukların meme dokusunun östrojen denilen ve meme dokusunu büyüten hormona karşı hassas olduğu ileri sürülmektedir. Bu dönemdeki meme büyümelerinin % 75’i ilk 2 yıl, %90’ı 3 yıl içinde kendiliğinden küçülür. Geri kalan % 10’ununda tıbbi veya cerrahi tedavi gerekebilir. 

TER KOKUSU:

Ergenlerde ter bezlerinin sayıca ve hacım olarak artmaları sonucu, ter kokusu bazen rahatsız edecek derecelere ulaşır. Özellikle koltuk altı ve ayaklarda koku barizdir. Bu bölgelerin hafif sabun ve suyla yıkanması gerekir. Deodorant temizlik aracı olarak değil, koku giderici olarak etkindir. En güzeli banyo yapmak veya yapılamıyorsa koltuk altını önce sabunlu bezle silmek sonra da su ile iyice yıkamak ve temizlemektir. Aktivitesi fazla olanlarda ter kokusu daha fazla olur.

ADET DÜZENSİZLİĞİ:

Ergenliğe yeni geçmiş olan bir kızda görülen ilk mensler (adetler) düzenli olmayabilir. Ergenlik döneminde adet kanaması gecikmelerine ve normalden uzun-kısa veya az- fazla olmasına sık rastlanır. Yumurtlamanın tam olmamasından kaynaklanan bu adet düzensizlikleri 16 yaşına kadar devam edebilir; bu durumlar normal kabul edilir ve genellikle tedaviye gerek yoktur. Ergenlik döneminde çok miktarda, uzun ve sık adet görmeler kişilerde kansızlığa sebep olabilir ve demir tedavisi gerekebilir. Genellikle ergenlik dönemindeki düzensiz adet görmelerde hormon tedavilerine gerek olmamaktadır.

KEMİK GELİŞİMİ:

Çocukluk ve tabii ki ergenlik döneminde kemik gelişiminin en iyi dereceye ulaşması ileri yaşlarda kemik erimesi hastalığı (osteoporoz) riskini azaltacaktır. . Kalsiyum içeren dengeli bir beslenme, kemiğe yük bindiren fiziksel aktiviteler, sağlam kemik yapımına yardımcıdır. 35-40 yaşından sonra kemik kaybı artar, kemik erimesine neden olabilir. Çocuk ve ergenlik çağında ne kadar iyi kemik kütlesine ulaşılabilirse, erişkin dönemde osteoporoz gelişme riski azalır. Kalsiyumdan zengin kaynaklar süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleridir ancak kalsiyum yeşil yapraklı sebzeler ve pişmiş tahıllarda da bulunmaktadır. 3-12 yaş arasındaki çocukların günde ortalama 800 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. Bu miktarı bir bardak süt, bir bardak yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynirden elde edebiliriz. Gençlerin ise kalsiyum ihtiyacı yaklaşık 1300 mg’dır. Gazlı içecekler (meşrubatlar) kemikten kalsiyum kaybına neden olur. Kola ve gazoz gibi gazlı içecekler yerine süt, ayran ve su tüketilmelidir. 

HIRÇINLIK:

Ergenlik dönemi daha önce kanda seviyeleri çok düşük olan hormonların salgılanmaya başladığı, çocukluktan çıkılıp yetişkinliğe geçişin yaşandığı özel bir dönemdir. Bu durum ergenlerin kendi bedenleri içinde yabancılık çekmelerine neden olur. Ailenin çocukları ile arkadaş olamaması, onun dışa dönmesi ve belki de kötü alışkanlıklar elde etmesine neden olacaktır. Bu nedenle aileler, çocukları ile olan ilişkilerini çok iyi ayarlayabilmeli ve hem onların özgürlüklerine saygı duymalı, hem de çocuklarından haberdar olarak koruyuculuklarını sürdürmelidirler. Ergenlik dönemindeki çocuklarda vücudunda olan hızlı fiziksel değişimlere karşı şaşkınlık ve endişe duyguları geliştirir bu değişikliklere uyum güçlüğü, etrafındaki kişilere karşı davranış ve tepkilerinde kendini gösterir. Duygusal dalgalanmalar sık görülür bir gün depresif, ertesi gün keyifli olabilirler. Araştırmalar, kız ergenlerin en çok anneleriyle, erkek ergenlerinde babalarıyla aile içi çatışma yaşadığını göstermektedir. Spor ve çeşitli sosyal aktivitelere yönlenme, ergenlik döneminin kendine özgü sorunlarının üstesinden gelmede gençlere çok yardımcı olur

ANOREKSİYA NERVOZA:

Genellikle ergenlik çağında kızlarda başlar, kendisini şişman hissedip diyet yaparak ileri derecede zayıflama gözlenir, beden ağırlığı ve biçimi ile aşırı zihinsel uğraşı, kilo almaktan aşırı korku, zayıf olmayı şiddetle arzulama dikkati çeker. Anoreksiya nervoza için 14-15 ve 18 yaşları en sık görülen başlangıç yaşıdır. Anoreksiya nervozada tedavinin ilk hedefi birey ve ailesinin tedaviye katılımıdır. Tedavide başarılı olmak büyük ölçüde hasta ile iyi bir işbirliği kurmaya dayanır. Çoğu yeme bozuklukları tedavi programlarında birçok disiplin (psikiyatri, psikoloji, beslenme uzmanlığı, endokrinoloji, iç hastalıkları, kadın doğum, ortopedi) işe karışır.

OBEZİTE:

Ergenlik dönemindeki obezite % 90, “eksojen obezite” adı ile ele aldığımız aşırı yemeye bağlıdır. Ancak eksojen obezitede de sadece beslenme değil genetik, çevre, fiziksel aktivite, çocuğun besini tüketme şekli, enerjisini nasıl harcadığı gibi pek çok faktör rol oynamaktadır. Ergenlik döneminde, özellikle de kızlarda, obezite gelişimi açısından yüksek riskli bir dönemdir. Ergenlik sırasında erkek ergenlerde daha çok yağsız vücut kitlesi artarken, kızlarda daha belirgin bir yağ depolanması gerçekleşir obez çocukların özellikle ergenlikten sonra kilo vermeleri çok zordur. Bunların en az yarısı erişkin yaşamlarını da obez olarak sürdürmektedirler. Kalp hasta¬lıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsız¬lıkları, eklem hastalıkları ve adet düzensizlikleri şişmanlıkla doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır. Obez ço¬cuklar mutlaka hekim kontrolünden geçmeli; gerekli hormon inceleme¬leri yapıldıktan sonra tedavi edilmelidir.